© 2025 by allright reserved sanatnetzwerk.

Proudly created with Wix.com

Please reload

İnandığınız doğrularınız bir gün yıkıldığında ne yaparsınız?

January 27, 2017

 

Yazar, Pedagog Esra Oskay’ ın son kitabı “Bekle, Dönmeyeceğim!” okurlar ile buluştu. Oskay ile yeni kitabı hakkında bir söyleşi yaptık. Keyifli okumalar diliyoruz…

 

Öncelikle Pedagog Esra Oskay Hanımefendiyi bizlere kısaca anlatır mısınız? (sanata ve edebiyata bakış açınız nedir? )

 

İnsanın kendisini anlatması zordur. Okurun gözünde megaloman bir tutum sergileyebilir. O nedenle; Pedagog Yazar şair Esra Oskay`ı tanımlayın dediklerinde daha çok yazdığım yazılar,şiirler,öyküler ve kitaplardaki satırlar beni tarif etsin isterim . Ancak, okurun hakkıdır yazar hakkında bilgi edinmek.
Esra Oskay, Sevgi ve hoşgörü ve barış ilkesi olan, haksızlıklara karşı çıkan, olumsuzluklara dirayet gösteren bir kişiliğe sahip. Hümanist, insancıl duygularının yoğunluğunu daha çok sokak çocuklarına vermek isteyen bir kişiliğe sahibim.Tanrı nın kullarına verdiği en kıymetli yeteneğin yazma özelliği olduğunu düşünüyorum. Bu yeteneği nitelikli şekilde okurlarla paylaşmayı hedefleyen,yazar olma varlığıyla,edebiyata haksızlık yapmadan edebi gücü kullanırken kitaplarımda kurgu yapmamaya soyut yazım anlatımından çok, somut yaşam şekline önem veriyorum..Sanatın hakkını detayı ile sanata ve sanatçıya yakışan üslubu kullanıyorum.Evrensel sanat boyutu ile okuyucularım arasında dostluk iletişimini böylelikle yaşıyorum.

 

Kitabınızın tanıtım yazısında; “ruhunuzda inandığınız doğruların yıkılabileceğini ve sizi yeniden ayağa kaldıracak gücü kendinizden alabilmenin yolunun, sabırla ve azimle sağlanacağı” sözleri, Paul Coelho’ nun “Simyacı” romanı tadında bir roman okuyacağımızın sinyalini veriyor. Endülüslü çoban Santiago`nun masalsı yaşamının felsefi öyküsünde olduğu gibi; bu romanınızla kişisel menkıbemizi aramızda aramamızda, bir kılavuzluk yaptığınızı ifade edebilir miyiz?

 

Paul Coelho’ nun “Simyacı” kitabını keyifle okuduğum roman kitaplarından biri diyebiliriz. Endülüslü çoban Santiago`nun masalsı yaşamının felsefi öyküsü ile’’ Bekle! Dönmeyeceğim’’adlı roman kitabımın arasındaki fark Paul Coelho soyut, düşündürsel tarzı kullanırken ben kitabımın her satırında gerçek yaşanılan, günümüzdeki kadının zorluklar içerisindeki çabasını ve keşmekeşliklerdeki güçlü çelişkisi yaşayıp, ayakta kalabilme gücünü anlatıyorum.
Simyacı kitabı ile Bekle! Dönmeyeceğim adlı romanın ana fikrindeki benzerlik belki kişisel menkıbemizin gerçek yaşanılanlar karşısında;’’ Yaşamda mutlu olmak insanın elindedir, insan her zaman hayallerinin, umutlarının peşinde koşmalıdır. Gerçekleşmesini istediklerimiz uzaklarda aranmamalıdır, insan kendi yazgısına egemen olabilir.’’Simyacı kitabının anlatımının içindeki kurgu benim kitabımda yoktur. Kurgusuz toplumun yaşanılan bir gerçeğinin öyküsüdür.

 

Kitabınızı okurken bize, nasıl bir tavsiyede bulunabilirsiniz? Freud ya da Jung, hangi bakış açısı bizi daha derin okumalara götürebilir?

 

Esra Oskay: Sevgili okurların, Bekle! Dönmeyeceğim adlı kitabı okurken, her pasajda hayatın gerçeklerinden, yaşam şekillerinden kendine yakın pay çıkarmalarını ve hayatı zorlamanın, heves ve hırs sınırını aşmadan, ruhlarda inanılan bazı doğruların illa olabileceğiyle kendilerini koşullandırmamalarını ve hayatın insana sürprizle dolu bir yaşamı verebileceği ihtimali ile okumalarını öneriyorum. Romanın içindeki kahramanlarından bir olan Cem’in, psikolojisi; bilim adamı, Carl Jung’un, nevrotik bulgularından daha çok, Sigmund Freud’un, 4 ana unsurun altını çizdiği: Bilinç seviyeleri, kişilik yapısı, kaygı ve psikolojik savunma mekanizmaları ve gelişimdeki kahramanlardan Cem’in, psikoseksüel evreleri yaşadığı gerçeği anlatılmıştır… Cem’in, kişilik çatışmasındaki atakları romanın, gerçekçiliğindeki psikolojik sanrıların tedavisinin gecikmemesini de okurlar anlayıp, bu tür bir kişiliğe sahip insanın kendine ve yakınlarına nasıl zarar verdiğini , okudukça anlayacaklardır.

 

Hikâyeniz, aslında her zaman karşılaşabileceğimiz bir gerçekliğin panografisi ya da simülasyonu. Tecrübeleriniz, “son perdenin” nasıl kapanması gerektiği konusunda, okuyucuya ne gibi ipuçları verebilir?

 

Esra Oskay: Kitabı okuyan okuyucu, zaten romanın anlatımıyla kendisi sahnenin perdesini kapatacaktır. Ben okuyucumun yorum ve değerlendirmesindeki kalitesine çok inanırım.

 

Her hikâye ya da romanda yazarını ya görür ya da hissederiz. Bu kitabınızda, sizi ne kadar hissedeceğiz ya da göreceğiz. Kendi hayatınızdan kattıklarınız anlamında…

 

Okuyucular, yazar ve şairin yazdığı bir şiir veya bir kitapta; anlatılan hüznün yada mutluluğun, aşkın, sevginin yazara ait olduğunu hep düşünürler. Oysa yazar, iyi gözlemci ve araştırmacıdır. Kendinden çok toplumun gerçeklerini yazmayı hedefler, toplum bireylerin sesi, kelimesi ve cümlesi olur ve bundan müthiş haz duyar… Roman da Esra Oskay, günümüzün yaşam şekillerinden birkaçını öyküleştirmiş ve sadece kalemine almıştır.

 

Senaryo çalışmalarınız olduğunu biliyoruz. Bu kitabınızı senaryolaştırmayı ya da senaryolaştırılıp filme çekilmesini düşünüyor musunuz?

 

Evet! Roman kahramanlarından Eda’nın, Türk kadının, güçlü duruşunu sergilemesinden, aile olgusunu önemsemesinden,özverisinden ve yaşadığı olumsuzluklara rağmen; kişiliğinden,onurundan ödün vermeyen bir profil çizmesinden etkilenen film yönetmenlerimizin teklifi ile önümüzdeki aylarda senaryolaştırılacak ve okuyucularımızın seyrine sunulacaktır.

 

Aslında, seçimini yapmadığımız bir hayatın; kısıtlı seçimler karşısında oluşan hataların cezasını ödeyen bir metaforik içindeyiz. Kahramanlarımız, hangi ruh hali içindeler. En büyük hataları dünyaya gelmek midir?

 

Romandaki kahramanlar, kitabın sonuna doğru;değiştirmeye çalışıpta değiştiremeyecekleri hayatın kumandasının kendi ellerinde olmadığına Evrenin yörüngesinde olduğuna inandıkları ruh halindeler…
‘’Herkesin bir yaşam hikayesi var!’’ ve; hiç birimizin dünyaya gelirken,seçme hakkı yoktu..Bu nedenle;roman içindeki kahramanlarımızdan en çok çocukların etkilenip ve kader sürecinde değiştiremeyecekleri hayatı yaşamaları sadece onların küçük yaştaki zor sınavları olurken,yarınlara sağlam adımlarla,doğru yolda yürümelerini öğretmiş oluyor.

 

Son olarak, bu kısa söyleşimize katmak istedikleriniz nelerdir? Ne eklemek istersiniz?

 

Sevgili okurların, kitabın her satırında ‘’Olmaz, olamaz demeden Olabilirmişliği’’düşünerek okuyup,hayatın zorluklarında kalmamalarını diliyorum…

Share on Facebook
Share on Twitter
Please reload

February 5, 2017

Please reload

This site was designed with the
.com
website builder. Create your website today.
Start Now